Dış Görünüş Takıntısı

21. yüzyıl neslinin garip alışkanlıkları var, yani benim, bizim… Aslında çağ gereği deyip pek üstüne düşmüyoruz bu konunun. Teknoloji çağı, görsellik çağı derken içine düştüğümüz neşelerden bunalımlara her şeyimiz teknoloji ve onun gerektirdikleri ile dolup taştı.

 

Alışkanlıklarımız değişmedi aslında, tek bir alışkanlığımız hayatımızı değiştirdi, telefon! Aslında telefon da değil, internet ve onun telefonlarımızda aktif halde kullanılabilir hale gelmesi. Sonra birden patlayan sosyal mecrâlar, daha çok insana ulaşma, bir kişi fazla tanıma olanağı ve bu olanağın getirdiği belli kalıplar… Bu kalıplara girme isteği, giremeyince gelen gereksiz sinir! Tek düze yaşamı, çok yönlü gösterme isteği bir kenara, insanın kendini pazarlamaya başlaması! Yo, hayır. Sinirlenmeyin. Çok uç noktalardan bahsetmiyorum, her gün kendimizi kanıtlamaya çalışmıyor muyuz biz, paylaşımlarımızla kendimizi ve varlığımızı kabul ettirmeye çabalamıyor muyuz? Hayır mı? Bırakalım bunları bir kenara artık, öyle sıradanlaştı ki bu durum; merak etmeyin artık kimse kimseyi bu konuda ayıplamıyor bile. Bu arada Dış görünüş önemli midir? yazısını okuyarak konu hakkındaki diğer fikirleri de inceleyebilirsiniz.

dış görünüş takıntısı 2

İşte bu alışkanlıklar birer takıntı haline dönüştü… Eski zamanlardan beri var olan dış görünüş takıntısı, artık bu şekilde kendini internet ortamında yaşatmaya devam ediyor. Evet, günlük yaşamlarımızda olan biteni taşıdığımız sosyal ve sanal alanlar var ve bu alanlarda bazen olmadığımız biri gibi görünmekten hoşlanıyoruz.  Şiirler, kitaplar, müzikler ve daha fazlası… Hayatımız ve bazen hayatımızda olmayan şeyleri bile kendimizle beraber pazarlıyoruz! Ağır mı geliyor sözlerim? O zaman bir iki dakika oturun, düşünün derim…

 

dış görünüş Takıntı haline getirdiğimiz her şey bir tek sosyal medyada yer bulmuyor elbet kendine. Takıntılı olduğumuz lüks mekanlar var mesela. “O oraya takılıyor, mutlaka oraya gitmeliyiz!” kafası… Veyahut, “O markanın parfümleri çok güzel, onu denemek istiyorum.” Değil de “O markayı şu ünlü kullanıyor, hemen alalım!” kafası… Takıntılar! Oysa takılarda tokalarda kalsalar bir tek, ne iyi olur değil mi?

 

Ben demiyorum ki kullanmayın, ben demiyorum ki dışınızı süslemeyin… Süslenin, süsleyin kendinizi. Elbette aynaya baktığınızda görmek istediğiniz kişi olun, ancak yapmacıklığa kaçmayın. Sürü psikolojilerinizden kaçının! Kâfi…

 

 

Yorum Yazın

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır.

Yorum *






Shares
Blogumdan aylık 1000 TL nasıl kazanıyorum? Adım adım nasıl yapılacağını öğrenmek için yazımı okuyabilirsin Nasıl Blogger Oldum?
+