Çocuğumu Anlayamıyorum

Eski zamanlarda çocuklar bu kadar küçük yaşta bilgisayar gibi aletlerle tanışmıyorlardı. Şimdilerde doğan çocuklar çok daha zeki mi? Her şeye bu kadar çabuk adapte olmayı nasıl başarıyorlar?

Öncelikle, eski zamanlarda teknolojiyle bu kadar iç içe yaşamıyorduk. Bebekler daha doğmadan önce, 3 aylıkken anne karnında bir ultrason sesiyle uyanıyor. Daha kulakları bile duymaya başlamadan önce vücudu frekans dalgalarına alışmış oluyor. Yaklaşık 6 – 7 aylık hamile bir annenin karnındaki bebek müzik sesi, araba sesi veya televizyon sesi gibi sesleri algılıyor. Bu şartlar altında bakıldığında şu anki çocuklar için önceki zamanlara göre çok daha zekiler diyebiliriz. Tabi ki yaşanılan çevre, kuşak farkıyla birlikte gelen yenilikler veya anne – babanın teknolojik aletleri sık sık kullanması da normal olarak bazı sorunları ortadan kaldırıyor.

Anne – babasının dahi kullanırken zorlandığı bir cihazı küçücük bir çocuk nasıl böyle kolay kullanabiliyor?

Bunu başarmak için görsel zekâsını bir bilgisayar edasıyla kullanmasıdır. Her zaman söylendiği gibi, çocuklar çok iyi birer dinleyici olmasalar da mükemmel gözlemcilerdir. Bu nedenle çevrelerinde gördükleri şeyleri çok iyi aklında tutarlar. Hele ki bir de buna yaparak öğrenmelerini, yani tecrübeyi eklersek böyle bir sonuçla karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır. Çocuğun telefonu kontrol ediyor olması, ona hükmetmesi, ona çok harika bir şey gibi geliyor. Hele de elinde tuttuğu cihazın kontrolünün kendisinde olduğunu öğrendiği zaman alacağı hazzı düşünebiliyor musunuz?

çocuğumu anlayamıyorum 2

Eskiden bez bebekler vardı. Bilgisayar oynamakla bunun arasında ne fark var?

Bez bebek dediğiniz oyuncağın iki kolu, iki bacağı, iki gözü, bir de burnu var. Çok zorlarsak, bir de saç ekleyelim hadi. Keşfedilecek şey o kadar az ki. Bunları keşfettin. Bitti. Eee? Neye yarayacak artık o bez bebek? Ne esprisi kaldı? Oysa bilgisayar öyle mi? Bilgisayarın dünyasının kapısını açmış bir çocuk, uçsuz bucaksız bir dünyanın kapısını açmıştır aslında. Sürekli süregelen bir hareketlilik, üç boyutlu şekiller, istediğini seçme özgürlüğü… İşte bunlar bez bebeklerin pabucunu dama atıyor. Bez bebek bir hayal gücü sağlıyordur, evet. Ama bilgisayarın sağladıklarının yanında bir hiç.

Daha önceleri karne iyi geldiğinde hediye olarak bisiklet alınırdı. Şimdi yerini PlayStation veya PSP’lere bıraktı. Bu nasıl açıklanabilir?

Çocukları en çok etkileyen şey ebeveynleri değil, akranlarının baskısıdır. Biraz açmak gerekirse, yaşıtlarının onun üzerinde kurduğu etki ve baskı. Hiçbir çocuk kendi yaşıtlarının, arkadaşlarının elinde PSP’ler, cep telefonları varken “Ben bisiklet istiyorum” demez. Hem popülarite kazanmak hem de özendiği için özellikle arkadaşlarının elinde ne varsa ondan isteyecektir. Aynı zamanda günümüzde hepimiz potansiyel birer tüketiciyiz. Televizyon reklamları bizi etkilediği kadar çocuklarımızı da etkiliyor. Nasıl ki biz yetişkinlerin bir moda anlayışı var, çocukları için de moda işte bunlar.

Peki sosyal zeka mı daha önemli? Yoksa dijital zeka mı?

Her şeyde olduğu gibi bunda da tabi ki orta halli olmalı. İkisinden de bir miktar. Ne yalnızca dijital zeka olmalı, ne de sadece sosyal zeka. Zaten bu ikisinin gereken oranlarda harmanlanması sonucu ortaya çıkan birey, çok önemli işlere imza atabilme potansiyelinde olacaktır. Bu yüzden çocuklarımız ne teknolojiden çok ayrı olmalı. Ne de günün 24 saati bilgisayar başında oturmalı. Bu dengeyi iyi sağladığımız sürece nitelikli birey yetiştirmek konusunda sıkıntımız olmayacaktır.

Yorum Yazın

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır.

Yorum *






Shares
Blogumdan aylık 1000 TL nasıl kazanıyorum? Adım adım nasıl yapılacağını öğrenmek için yazımı okuyabilirsin Nasıl Blogger Oldum?
+